BiyografilerNedir?ÜnlülerYaşam

Louis Pasteur Kimdir? Günlük Yaşamda Kullanılan Louis Pasteur Uygulamaları

Büyük bir bilim insanı ve yüzyıllar boyunca minnetle anılacak isimlerden biri olan Louis Pasteur, yıllar önce yaptığı buluşlar ile günümüze ışık tutmaya devam ediyor. Fransız kimyager ve biyolog olan Louis Pasteur, aslında hemen her gün karşılaştığımız ve günlük hayatımızda sıkça kullandığımız bazı şeylerin mucidi. Dünyanın gördüğü en büyük bilim insanları arasında yer alan Louis Pasteur ve başarılarla dolu hayatı birçok bilim insanına da ilham oldu. Biz de sizler için bu yazımızda Louis Pasteur’ün hayatını ve günümüzde kullandığımız uygulamalarını araştırdık.

Louis Pasteur Kimdir?

Louis Pasteur, 1822 yılında Fransa’nın Dole şehrinde dünyaya geldi. Pasteur doğduğunda Fransız İhtilali’nin izleri Fransayı ve tüm dünyayı etkisi altına almıştı. Pasteur de Fransız İhtilali sonrasında kölelikten kurtulmuş, özgürleşmiş bir ailenin çocuğuydu. Pasteur’ün babası da üstün cesaret ödülü almış ve kahramanlaşmış bir astsubaydı. Böyle bir ailenin içinde büyüyen Pasteur de son derece yurtsever bir kimliğe sahip oluyordu. Yoksul bir ailenin çocuğu olan Louis Pasteur, tüm bu yoksulluğa rağmen zor şartlarda da olsa ailesinden eğitim konusunda büyük destek alıyordu.

Çoğu bilim insanı gibi Pasteur de özellikle çocukluk yıllarında çok parlak bir öğrenci olarak görülmüyordu. Portrelere büyük ilgisi vardı ve çizdiği portrelerin üstün bir yeteneği yansıttığını söyleyenler de oluyordu. Pasteur 19 yaşına geldiğinde sanata olan ilgisini bir kenara bırakarak bilim ile ilgilenmeye başladı. İlk başlarda öğretmenlerinin ısrarı ve yönlendirmesi ile öğretmen olmaya karar verdi ve ünlü bir eğitim enstitüsüne başvuruda bulundu. Enstitüye giriş sınavında başarılı oldu fakat fizik, matematik ve kimya alanlarında yetersiz olduğunu düşünerek bu alanlara yoğunlaşmak için eğitimine bir yıl ara verdi. 

Daha sonra kristaller üzerinde araştırmalar yapmaya başladı. Bu araştırmaları kimya öğretmeni tarafından ilgiyle karşılandı ve Genç Pasteur kimya öğretmeninin kurduğu laboratuvarında araştırma asistanı olarak görev almaya başladı. Bu onun için müthiş bir fırsattı. Bu fırsatı iyi değerlendiren Pasteur hemen çalışmaya başladı ve tartarik asit kristalleri üzerinde deneyler yaptı. Bu deneylerin üzerinden çok uzun bir süre geçmeden bilim çevrelerinde ismi duyulmaya başlandı. Dikkatleri üzerine çekmeyi başaran Louis Pasteur bazı bilim insanlarının teşviği ve desteği ile buluşlarını Fransız Bilimler Akademisine sunmayı başardı. Bilim dünyasında ismini duyurduğu sırada Fransa Eğitim Bakanlığı tarafından ortaokul öğretmeni olarak atandı ve akademiye bir yıl ara vermek zorunda kaldı.

Fakat Pasteur’ün çalıştığı bilim insanları bakanlığa karşı koydu ve bakanlık kısa bir süre sonra Pasteur’ün Strasburg Üniversitesine yardımcı profesör olarak dönmesine izin verdi.  Bu sırada da Strasburg Üniversitesinin rektörüne bir mektup yazdı. Bu mektupta rektörün kızı ile evlenmek istediğini açık bir şekilde dile getirdi. Bu mektup rektör tarafından olumlu karşılandı ve Louis Pasteur ile Marie Lourent 1849 yılında evlendi.

Bu evlilik ile özel hayatında da mutlu olmayı başaran Pasteur 4 çocuk sahibi oldu. Ama ne yazık ki bu üç çocuğu tifo, dizanteri gibi bulaşıcı hastalıklar nedeni ile hayatını kaybetti. Pasteur ve eşi için yıkıcı, trajik bir dönemdi. Bu ölümler ileride yapacağı buluşları da doğrudan etkiledi. Geriye kalan bir oğlu da savaş sırasında Almanya’nın esiri olmuştu. Savaş bittikten hemen sonra Pasteur ve eşi oğullarını aramaya başladı. Oğlunu sağ bir şekilde bulan Pasteur bu esareti unutmadı ve yıllar sonra Alman Hükümeti tarafından verilen ödülleri hiçbir zaman kabul etmedi. 

Tüm bunlar yaşanırken Pasteur bir yandan biyoloji ve kimya çalışmalarına devam ediyordu. Bu çalışmaları tıp doktoru olmadığı için tıp dünyasında hiç de hoş karşılanmadı. Fakat Louis Pasteur ısrarla bu çalışmalarını sürdürmeye devam etti ve bakterilerden, oluşturduğu hastalıklardan ısrarla söz etmeye, üzerine çalışmaya devam etti. Ömrünü bilime adayan Louis Pasteur 28 Eylül 1895 yılında Fransa’da hayatını kaybetti.

Louis Pasteur ve Günlük Yaşamda Kullanılan Uygulamaları

Louis Pasteur, hayatı boyunca birçok başarıya imza attı. Buluşları ile dünya çapında büyük yankı uyandırdı. Bugün gündelik hayatımızda kullandığımız birçok terime ve bilgiye de Louis Pasteur’ün geleceğe ışık tutan buluşları sayesinde sahibiz desek çok doğru olur. 1800’lü yıllarda yaptığı ufuk açıcı çalışmalar ile günümüzü aydınlatmayı başaran, bugünü etkileyen Louis Pasteur’ün buluşlarını gelin birlikte inceleyelim.

Fermantasyon(Mayalanma)

Bugün hayatımızda sıkça duyduğumuz, kullandığımız şeylerden biri de fermantasyon yani mayalanma oluyor. Bunu da ünlü bilim insanı Louis Pasteur’e borçluyuz. Fermantasyon yani mayalanma terimi bazı maddelerde oluşan bir değişiklik ve dönüşüm sürecini açıklamak için kullanılır. Örnek verecek olursak şarap elde edilmesi için üzüme fermantasyon işlemi uygulanması gerekir. İsteğe göre aynı işlem ile üzümden sirke de elde edilebilir. Başka bir örnek de sütün şekerinin laktik asite dönüştüğünde sütün ekşimesidir.

Yumurta ya da et gibi maddeler de fermantasyona uğrayarak bozulur ve yenmez hale gelir. Örnek verdiğimiz çoğu maddeyi günlük hayatımızda görüyoruz ve tüketiyoruz. Birçoğumuz ekşimiş sütü ya da yoğurdu görmüşüzdür. İşte Pasteur hayatı boyunca bunun nasıl gerçekleştiğini araştırdı ve fermantasyon kelimesini hayatımıza kazandırdı.Pasteur’ün yaşadığı yıllarda fermantasyon işlemine dayalı olarak üretilen şarap Fransa’da çok popülerdi. Tabi o yıllarda fermantasyon işlemine dair yeterli bilgi yoktu ve geleneksel yöntemler her zaman işe yaramıyordu.

Üzümden her zaman şarap elde edilmiyordu. Bazen sirke bazen de tüketilmeyecek durumda olan değişik sıvılar elde ediliyordu. Bu sorunun ne kaynaklı olduğu merak edilmiyordu. Pasteur bir bilim insanının merakı ile bu sorunun kaynağını araştırmaya başladı. Araştırmaları sonucunda doğada olan tüm organik maddelerin değişimini sağlayan şeyin gözle görülmeyen küçük canlılar tarafından gerçekleştirildiği fark etti. Bu küçük canlılar etin, sürün, şarabın, yumurtanın içerisinde yer alıyordu fakat insan gözü bunları göremiyordu. Bunlara da mikroorganizma ismi verildi. Bu mikroorganizmalar ısı yoluyla yok edilebiliyordu. Böylelikle şarap üretimi de sağlam bir yöntem ile güvenilir, doğru sonuçlar vermeye başladı.

Pastörizasyon

Louis Pasteur, mikroorganizmaların ısı ile yok edildiğini keşfettikten sonra araştırmalarına devam etti. Üzümden şarap elde etmek artık çok daha kolay bir hal almıştı. Bu güvenilir sonuç Pasteur için yeterli olmadı ve çalışma alanlarına yenilerini eklemeye devam etti. Bu buluş şarap endüstrisi ile sınırlı kalmadı ve hepimizin evine girmeyi başardı. Bu yol da pastörizasyon yoluydu. Pastörizasyon ismini verdiği işlemle modern süt endüstrisini de büyük bir sıkıntıdan kurtarmış oldu. Süt endüstrisinde de yöntem oldukça basitti.

Sütü tam 63 dereceye kadar ısıtmak ve hızlı bir şekilde soğumaya bırakarak kapalı bir kap içerisinde muhafaza etmek pastörizasyon olarak günümüze kadar geldi. Bu yöntem ile sütler sağlıklı bir şekilde tüketilebilir hale geldi. Süt paketlerinin üzerinde gördüğümüz UHT( Ultra High Temperature) Pasteur’e borçlu olduğumuz bir işlem oldu. Bu işlem sayesinde steril ve içerisinde zararlı mikroorganizmaları barındırmayan sütler piyasada yerini alabiliyor. Bu buluşu insanlar üzerinde deneyen Louis Pasteur, kan zehirlemesi sebebiyle ölümler üzerinde çalışmaya başladı.

Pastörizasyon yöntemi ile yaptığı deneyler karşılık verdi ve birçok kişi kan zehirlenmesi sebebiyle ölmekten kurtulmuş oldu. Canlı mikroorganizmalar üzerine çalışmalarına devam eden Pasteur hayatı boyunca bu çalışmalarını sürdürdü. Fermantasyon ve pastörizasyon bugün şüphesiz bir şekilde uygulanıyor fakat Pasteur bu iddiaları ortaya attığında büyük tepkiler ile karşılaşmıştı. Fakat karşılaştığı tepkiler onu yıldırmadı ve canlılar üzerinde çalışmaları çok farklı alanlarda devam etti. 

Kuduz Aşısı

O dönemde kendiliğinden üreme olarak bilinen yerleşik olan görüşe göre tırtıl, tenya, kurtçuk, fare, sinek gibi yaratıklar elverişli koşullar olduğu zaman kendiliğinden oluşmaktaydı. Fakat bu görüş Pasteur için imkansızdı. Pasteur’e göre kendiliğinden oluşum her canlı için imkansızdı. O da çalışmalarını bu yönde hızlandırmaya başladı. Mikroplar üzerinde çalışmaya devam eden Pasteur bulaşıcı hastalıkların oluşumu ve denetimi üzerinde birtakım çalışmalar yapmaya devam etti. Üç çocuğunu bulaşıcı hastalıklar sebebiyle kaybeden Louis Pasteur bu hastalıklarla ilgili çalışmaları ile de takdir topladı. Ama bu çalışmalardan biri insanların hayatını doğrudan etkiledi ve yüzyıllardır kullanılmaya devam etti. O da kuduz aşısıydı.

1882 yılında ilk olarak mikroskopla dahi görülmeyen kuduz virüsünü tespit etti. O zamana kadar insanlar acı çekerek ölüyordu ve bunun sebebi bir türlü bilinemiyordu. O dönemde kuduz köpeklerin insanları ısırması sonucu insanlar yavaş ve ağrılı bir şekilde hayatını kaybediyordu. Kuduza karşı uygulanan tek tedavi yöntemi de kuduz köpek tarafından ısırılan yerin kızgın demir ile dağlanmasıydı. Kuduz ölümcül bir hastalıktı ve toplum için çok büyük bir tehlike oluşturuyordu. Kuduz sebebiyle binlerce insan hayatını kaybediyordu ve herkes bu durum için endişeliydi.

Louis Pasteur bu hastalık üzerine yoğunlaşmaya başladı. Bu araştırmaları karşılık verdi ve yine 1882 yılında tavşanların omuriliğindeki bir sıvının kuduz hastalığını hızla iyileştirdiğini, vücuda bağışıklık sağladığını keşfetti. Önce çeşitli hayvanlar üzerinde deneylerini gerçekleştirdi. İnsanlar üzerinde deney yapmak konusunda çekingen davranan Pasteur bir gün hiç ummadığı şekilde bu deneyi yapmak zorunda kaldı. Kuduz bir köpek tarafından ısırılmış küçük bir çocuk ve annesi Louis Pasteur’den neredeyse yalvararak onlara yardım etmesini istedi.

Çevresindekiler de küçük çocuğun ve annesinin aşı olmazlarsa öleceklerini söyleyerek bu deneyin gerçekleşmesini istediler. Pasteur burada aşıyı insanlar üzerinde de uygulamış oldu. Ve kuduz aşısı sayesinde küçük çocuk ile annesi bu korkunç ölümcül hastalıktan kurtulmuş oldu. O tarihten bu yana kuduz aşısı en büyük buluşlardan biri olarak kullanılıyor. Tıp dünyası o günlerde Louis Pasteur’e büyük bir şiddetle karşı çıkmış hatta onu engellemeye çalışmıştı. Fakat bugün hepimizin kolaylıkla olduğu kuduz aşısını bir biyolog ve kimyager olan büyük bilim insanı Louis Pasteur’e borçluyuz.

Pasteur Enstitüsü

Pasteur Enstitüsü Fransa’da bulunan ve kar amacı gütmeyen bir kuruluştur. Vakfın kuruluş amacı biyoloji, mikroorganizmalar, hastalıklar ve aşılar hakkında araştırma ve geliştirme faaliyetlerinin yürütülmesidir. Bu kurum ismini Louis Pasteur’den almıştır. Pasteur Enstitüsü 4 Haziran 1887 yılında kurulmuştur. Özellikle bulaşıcı hastalıklar konusunda çalışmalarını sürdüren enstitü 1983 yılında AIDS hastalığına neden olan HIV virüsünü izole eden ilk kuruluş olarak da bilinmektedir. Veba, tüberküloz, sıtma, çocuk felci gibi hastalıkların mucidi olan bilim insanları da bu enstitünün bünyesinde çalışmaktadır. Enstitü bünyesinde çalışan birçok bilim insanı Nobel Fizyoloji Ödülü, Nobel Tıp Ödülü gibi ödüllere sahip olmayı başarmıştır. Pasteur Enstitüsü günümüzü doğrudan etkileyen Covid-19 virüsü ile ilgili çalışmaları ile de adından söz ettirmeye devam ediyor.

Louis Pasteur, 73 yıllık yaşamına birçok başarıyı sığdırdı. Her bilim insanı gibi buluşları ve başarıları ilk yıllarda büyük tepkilerle karşılandı ve kabul görmedi. Fakat Pasteur de asla yılmadı ve çalışmalarını büyük bir özen ile sürdürmeye devam etti. Fermantasyon, pastörizasyon gibi buluşları ile gündelik hayatımızın her alanında olmaya devam edecek olan Pasteur, kuduz aşısı sayesinde de binlerce hatta milyonlarca insanı ölümden kurtardı.

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Başa dön tuşu